Türkiye’deki yakın dönem influencer’ları ve trendleri hala keşfetme safhasında olduğumdan, öte yandan ucunda (hele de wellness’a dokunan) yeni tecrübeler varsa merak seviyem fazlasıyla had safhada. Tamamen daha iyi hissetmek ve özşevkat seviyemi makul düzeye çekmek isterken bir iş arkadaşım bana nefes terapisini önerdi ve canım Ayşe ile böyle tanıştım. Yaşadığım tecrübeden o kadar etkilenmiştim ki (ki bu başka bir yazının konusu olacak!) herkese anlatmaya başladım. Bu konuda basında ve kamuoyunda bilinen Ebru Şinik’in ismi de böyle karşıma çıktı.
Hemen merakla 2 kitabını da satın aldım: “Nefeste Saklı Hayat” ve “Genleriniz Kaderiniz Değildir” ve bir çırpıda okudum. Tek hatam, 2. kitabı olan “Genleriniz Kaderiniz Değildir”i ilk olarak okumam, o yüzden diğeri biraz yavan ve “ben bunları zaten okumuştum” dedirtti. (Tavsiyem, ya sadece 2.yi okuyun, ya da düzgün sırayla gidin)
Öncelikle içerikten bahsetmeden, yazarın “beyaz yakalı” geçmişinden ve Alman (Lisesi) disiplininden kaynaklanan anlatış şeklini kendime çok yakın bulduğumu söylemeliyim. Her bölümün sonunda özet geçmesi, bir sonraki bölümün sonuna, baştan o ana dek anlattıklarının hepsini birbirine yedirerek rutinleri güncellemesi vs şahane. Ayrıca, finans geçmişinden de kaynaklanan sadece bilimsel veri ve rakamla ikna olma ve anlatma tarzını da pek sevdim.
Yazarımız diyor ki, kalp atışını kontrol edemezsin, kan akışını kontrol edemezsin, midenin bağırsaklarının çalışma düzenini ha deyince değiştiremezsin. AMA vücudunda tek bir yaşamsal fonksiyon var, baltayabilir, kolaylaştırabilir, sıklığını düzenini değiştirebilir ve bu değişimlerle vücudunu uyararak yaşamsal döngülerini ve stresini hizaya sokabilirsin: bu fonksiyon da NEFESin. (bu ilk kitabın özeti, haha!)
Gelelim bizim kitaba. Kapağında da göreceğin üzere, hayatımıza ekleyebileceğimiz günlük rutinlerden bahsediyor ve gerçekten buraya hepsini versem hem emeğe yazık etmiş olurum, hem de filmin sonunu söylemiş olurum hem de o kadar uzun olur ki, bir daha bloguma ayak basmazsın. O yüzden ben biraz CosmoGirl edasında, biraz Kelebek Magazin edasında enteresan buldugum bazı bilgileri ve “bir kitap okudum hayatım değişti” demesem de “bir kitap okudum, yeni rutinler edindim” dediğim yeni rutinlerimi sana ifşa edeceğim.
Yazarımız kitapta kadim ilimlerden, nefesten ve ayurvedik bilgilerden bahsediyor. Ayurveda, kökeni Hindistan’ın Vedik kültürüne dayanan 5000 yıllık bir doğal şifa sistemi olup özellikle tedavi edici değil, önleyici tıp’a yönelik trendlerin artmasıyla (şükür ki!) yeniden gündemde ve iyi ki de gündemde. Ayurveda’nın insanın 3 bedeninin dengesini sağlamak konusunda vazgeçilmez olduğunu da anlatıyor (bu 3 beden: fiziksel beden, zihinsel beden, ve ruhsal beden)
Bu dengeyi sağlamak için (besinlere vs geçmeden) yapılması gereken ilk ve en temel rutinler şunlar (ben tüm kitabı okudum ama bu rutinlerde kaldım):
1- Uyku saatlerine özen göster: 22.30-23.00 gibi uykuya geçmiş ol – mümkünse (burada Ayşegül Çoruhlu’ya da selam çakalım) tamamen karanlık, serin ortamda uyu. Katrartılmış perdelerin yoksa (benim gibi) göz bantı da kullanabilirsin. 7-8 saat kaliteli uyku uyuduğundan emin ol.
2- Sindirim Sisteminin Dengeli çalışmasını sağla: öğün saatlerini düzenleyip, yatmadan en az 3 saat önce besinlerle işini bitirirsen ve alkali beslenmeye özen gösterirsen (bkz önceki yazılarım) bunda da kendine bir iyilik yapmış olursun. Bağırsakların 2. beyin olduğunu artık herkes söylüyor, merak ediyorsan bu konuları sana araştıracağın bir terim koyayım şuraya: VAGUS siniri 😉
3- Ağız Hijyeni: Her sabah dil üzerini sıyır (bak bu benim için yeni bilgiydi: şunu satın aldım). Haftada 2-3 gün de dilini sıyırdıktan sonra, dişlerini fırçalamadan önce soğuk sıkım susam yağı veya hindistan cevizi yağı ile gargara yap (ve yutma!); dişlerini ondan sonra fırçala. Dilini temizleyip dişlerini fırçalamadan su bile içme yoksa bütün gece ağzında biriken toksik yükü tekrar bedenine alırsın.
4- Kutsal Su #1: Ilık Limonlu Su – sabah midene girecek ilk şey bu olsun. 1 büyük bardağa yarım limon sık ve biraz da kaynattığın sudan ekle ki sabah sabah midende ŞOK etkisi olmasın. Yazarımız bir tatlı kaşığı bal eklemeyi de öneriyor ama ben pek sıcak bakmadım kendim için.
5- Gün Boyunca Dik Otur ve bel yastığın olmasa bile kalçanın dizle ayunı hizada kalmasını desteklemek için ayak destek üniteleri edin (veya yoga blogu kullan)
6- Hareket et (e heralde!) – en az 20 dk demiş ama ben artırıyorum; en az 7500 adım/her gün.
7- Ateş noktasına dilini yerleştir. (Ateş noktasını Ebru Şinik şu videoda da tarih ediyor, oraya bakabilirsin: https://www.youtube.com/watch?v=efB1g3ouBkg)
8- Stres yönetimi #1: Basit diyafram nefesi (bunu da internetten öğrenebilirsin)
Kitabın 2. kısmı biraz daha eğlenceliydi benim için çünkü beslenmeye de dokunmaya başladı. Öncelikle 3 tip Ayurvedik Beden tipi varmış: Vata, Pitta ve Kapha. Kendinde baskın olanı öğrendiğinde, sana şifa veren veya vermeyen ana besinleri de, uykunu da ona göre uyarlayabiliyorsun. Güzel haber, kendi beden tipini öğrenmek için kitabı almana gerek yok, yazarımızın kurumsal sayfasında da mevcut. Linkini şuraya iliştiriyorum: https://www.yukselencag.com/Ayurvedik-Yasam/Ayurvedik-Bunye-Tipinizi-Kesfedin-Anketi
Bünye tipine göre beslenme önerileri veriyor kitapta. Sonrasında da bir liste daha var; beni asıl o şok etti. Bazı besinler (ayurvedik beden tipin ne olursa olsun) vücutta beraber tüketildiğinde hazım sorunu (dolayıdıyla toksik yük) yaratıyormuş. Mesela, yumurtayı süt, meyve ve peynirle tüketmemeliymişiz. Domatesle salatalık da birlikte yenmemeliymiş (gitti pazar kahvaltısı, çoban salata, peynirli omlet). Meyve yoğurtla yenmemeliymiş, hatta meyve hiçbirşeyle beraber yenmemeli, tek başına bir ara öğün olarak ayrı tüketilmeliymiş.
Yazarımız kitabın ilerleyen kısımlarında güzel detoks çay tarihleri ve nefes egzsersizleri de öneriyor. Ben gaza gelip şu baharatları (toz değil, tane olarak) aldım: kakule, karanfil, kimyon, kişniş, rezene. Üstüne bir de baharat değirmeni aldım, değirmenim ancak bugün geldi, #tişikkirlercovid. Gerçekten extra bir iyileşme görürsem haber veririm.
Nefes egzersizlerinin de kitapta QR kodla videoları var; bence kitap okumayı sevmiyorsan Ebru Şinik instagram hesabını ve Yükselen Çağ Youtube kanalını takip ederek de biraz daha bilgi sahibi olabilir, bilgiye nasıl ve nereden ulaşacağın konusunda rehberlik istersen bana danışabilirsin.
Nefes danışmanım Ayşeciğimin dediği gibi; ŞİFA OLSUN 🙂
