Beyaz yakalı dostlarım Euromonitor’u iyi bilir. Artan sağlık ve beslenme odağı perakende dünyasını da etkilediği için her sene sağlık ve sağlıklı beslenme trendlerine dair araştırma yapıyorlar ve yayınlıyorlar.
Benim gibi konuyla hem profesyonel hem de tüketici olarak ilgili bir arkadaşsanız, “kaçırdığım ne var, dışarıda neler olup bitiyor” merakıyla bakıyorsunuz ve günün sonunda tuhaf takviyelerden, barlardan veya baharatlardan oluşan bir online alışveriş kolisi geliyor evinize:)
2020 trendleri raporu eposta kutuma düştüğünde merakla açtım ve öğrendiklerimi sizinle de paylaşmak istiyorum.

İnsanlar global olarak daha uzun yaşıyor ama bu daha da sağlıklı oldukları anlamına gelmiyor. Hem obezite hem de şeker hastalığı nüfustaki payını artırmaya devam ediyor.

Ve tüm bunlar olurken her iyi panzehir, zehriyle de yanyana duruyor. Sosyal medyada gördüğümüz, yakıt olarak yemek ve sağlıklı ve dengeli beslenme akımının karşısında, artan alkol, yağ, şeker ve işlenmiş gıda miktarı duruyor. İnsanlar temiz su ve hava ararken, şehirleşmenin getirdiği hava kirliliği gitgide tırmanıyor. “Gün içinde 45 dk spor yapayım ki, akşam 1 sezon Netflix dizisi izlemeye vaktim olsun” diyen kardeşlerim, aktif ve sedenter hayat tarzını aynı bünyede barındırıyor. Stres, kaygı ve depresyonumuzu da mindfulness ve meditasyon pratikleriyle çözmeye çalışıyoruz.
Euromonitor’un araştırmasında katılımcıların %65i beslenme düzenini değiştirmek istediğini söylemiş ama bunun önündeki engelleri de sıralamışlar. 1. Sırada sağlıklı beslenmenin çok pahalı olduğu mazereti var (sevgili arkadaşım, kim sana “3 öğün avocado ye” dedi ki, sen ekmek yerine nohut yesen yeter). İkinci engel de sağlıksız yiyeceklerin çok daha el altında olduğu… (doğru, epeyidir sipariş vermedim eve ama muhtemelen bi hamburger menu sipariş verildikten 30 dk sonra tüketilmiş bile oluyordur. Öte yandan, biraz maydonoz, soğan, kıyma ve yumurtayla bişeyler hazırlamak max 15 dk) 3. Engel yemek yapmaya zamanı olmamasıymış. (bir bahane daha! Arkadaşlar, kim sizden portakal soslu pekin ördeği yapmanızı istedi? 20 dakikada benim gibi bir beceriksiz bile 2 kap yemek çıkarıyor)
Katılımcıların %61i de en az haftada 1 egzersiz yapıyormuş. Yapmama engellerinde de başı yeterli zamanları olmaması çekiyor. (bu konuya dair ayrı bir yazı yolda) 2. ve 3. engel olarak da yaptığı egzersiz miktarından mutlu olanlar, veya gün içinde yeterince hareket ettiğini düşünenler var…
Gelelim tüm bunlar olurken artan trendlere bakalım:
- BAĞIŞIKLIK SEVDALILARI
Özellikle covid-19 döneminde diğer gıda takviyelerinin satış trendi değişmezken, bağışıklık güçlendirici takviyelerde ciddi bir artış olmuş ve katılımcıların ciddi bir kısmı covid sonrası da bu takviyeleri kullanmaya devam edeceklerini söylemişler.
Bağışıklık sevdalısı grupta ilk sırayı beyaz yakalılar alıyor – şehirlerde yaşayan ve yüksek tahsilli grup. İkinci kısım anneler…
Satılan takviyeler içinde bağışıklık güçlendiricilerin oranı ülke bazında sıralandığında Polonya birinci sırada. (takviyelerin %52si bağışıklık güçlendiriciler) Türkiye burada %37 ile, Güney Afrika’dan sonra 10. Sırada ve global ortalamanın da üzerinde…
En çok kullanılan bağışıklık güçlendirici takviye ise C vitamini (%38). İkinci olarak multivitaminler ve üçüncü sırada da D vitamini geliyor.
- SAĞLIKLI BESLENMECİLER
Bu grup, besinlerden ihtiyacımız olan tüm vitamin ve mineralleri sağlayabiliriz diyenlerden oluşuyor. Besinlerin nerede üretildiğine dikkat ediyorlar, yerli ve milli (hatta mümkünse civarda) üretilmiş yiyecekleri önceliklendiriyorlar. Önceki yıllara göre ürünlerin besin değer etiketlerini daha yoğun okuyorlar.
Dünyada bu trend kapsamında satışı en çok artan ürünlerden biri yogurt. Probiyotikli yoğurtlar, extra proteinli yoğurtlar, multivitaminli yoğurtlar…
Lahana turşusu ve kimchi, sauerkraut gibi türevleri de bu dönemde moda olan güçlendirici besinler arasında.
Artan uyku sorunları ve stresin de çözümünü yiyeceklerde arayan bir güruh da mevcut. Oreo’nun üreticisi Mondelez, CBD (rahatlatıcı özelliğiyle bilinen bir tür kenevir)içeren kurabiyeler ve atıştırmalıklar eklemiş portföyüne. CBDyi depresyon ve akıl sağlığı için bireysel tedavi amaçlı kullanan ülkelerde başı Türkiye çekiyor. Enteresan!

