BESLENME

Beslenme Alıskanlıkları – Örnek Vaka: Ingiltere

Sevgili herkes,
Cumartesi gününden beri İngiltere’deyim. İlk günden beri gözlemim, obezitenin inanılmaz bir hızla yayılmış olduğu yönünde oldu. Havaalanında görevli herkesin (kadın, erkek) orantısızca önlerinden sarkan göbeklerine maruz kalmamak elde değildi.
Geçirdiğim bu 4-5 günde, İngilizlerin beslenme alışkanlıklarını gözlemleme ve çamur atma fırsatını fazlasıyla buldum. Şimdi görüşlerimi, siz pek kıymetli okuyanlarla paylaşmak isterim. Madde madde çalışan bir kafam olduğu için size de madde madde eleştirilerimi ve kiloların (bence) sebeplerini anlatacağım:
1- Büyük porsiyonlar:Porsiyonlar, nereye giderseniz gidin, Türkiye’nin -neredeyse- 2 katı. İlk gün gittiğim Çin restoranında insanların yediği pilavları gördüm, 4 kase büyüklüğündeydi ve bu sadece etin/tavuğun/balığın yanına yan ürün olarak tabağa konmuştu. Dün arkadaşımla bir restorana gittik ve başlangıç tabağını istedik ortaya. Garson sadece bu kadar mı diyerek şaştı kaldı (ve bozuldu), ancak onu bile bitiremedik.
2- Su İçmeme: “Sudan ucuz” deyimi İngiltere’den dünyaya yayılmış olmalı! Ama biz biraz yanlış anlamışız. Burada herşey sudan ucuz çünkü markette bile 500 ml su 4 TL ile 7,5 TL arasında değişiyor. Belki bu fiyat yüzünden belki de halkın hararetini zaten aynı fiyat aralıklarında olan biraz, soda, kola, icetea gibi diğer içeceklerle giderme alışkanlığı geliştirmiş olmasından, su tüketimi oldukça az.
3- Bira / Fish&Chips Kültürü (İngiltere Mutfağı?): Her yerde pub’lar olduğu için ciddi bir bira ve biranın yanında da fish&chips kültürü gelişmiş. Bu -fazlasıyla yağlı- beslenme düzenini hiçbir spor ve egzersiz alışkanlığı tolere edemez.
İngiltere Mutfağı’na da da buradan eleştiri getirmek lazım. İngiliz kahvaltısı bol ekmekli, bol yağlı peynirlerden ve domuz pastırması/sucuklarından ve yağlı fasulyelerden oluşuyor. Kahvaltıda bile ketçap/mayonez tüketmekten imtina etmiyorlar.
4- “Take away” alışkanlığı: Buna sokaklarda şahit oldum ve yeni ve büyüyen ve tehlikeli bir trend olduğunu farkediyorum. Dükkanlarda size 2 opsiyon sunuyorlar: eat-in (dükkanda oturup yemek) ve take-away (yiyeceğinizi elinize alarak dışarda yemek). Take-away seçeneği en az %10 daha ucuz olduğu için veya insanlara da daha pratik geldiğinden çoğunluk bunu seçiyor. Siz de sokaklarda elinde sandviçi, dürümü, waffle’ı, falafeli ve hatta sushi’sini yerken yürüyen pek çok insan görüyorsunuz. Hareket halinde doyma hissinin daha geç oluşması ve yemeğe odaklanmadan yediğimizde daha çok yediğimiz için bu durum insanın yeme kontrolünü kaybetmesine ve doyduğunu anlamasını engellemesine neden olabilir.

Öte yandan, İngilizler de belli ki bir sıkıntı olduğunun farkındalar. Sağlıklı beslenme trendi, sağlıklı beslenmeye odaklanmış dükkanlar ve zincirler yayılmış durumda. Her şeyin üzerinde alerjenleri ve kalori değerleri yazıyor. Ama tabii ki bu henüz bir alışkanlık olmaktan oldukça uzakta. İngiliz tipi kahvaltısını yapan veya öğlen fish&chips yiyen insanların, ertesinde buğday çimi suyu içerek vicdanlarını rahatlatma çabasından öteye henüz geçebilmiş değil.

Yorum bırakın